içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

AŞK KARŞILIKLI YAKARSA , KALP TİTRER DURUR SADRINDA İNSANIN. 'İNŞİRAH' BİLE KİFAYET ETMEZ SÜKUTA...

 

Aşka aşık bir kadınım ben. Kavrulur her daim kalbim aşkla. Üzgünüm, ama, öyle suni , standart, toplum kuralları çerçevesinde sınırlandırılmış içi boş evlilikler bana göre değil. Aynı hane içinde birbirine düşman, ten tene değmek dahi istenilmeyen, maddi menfaat kaygılarıyla ,konfor alanını kaybetme kaygısı ile yürüyen evlilikleri kim istiyorsa onların olsun. O kadar duydum ki vefat eden eşin ardından , "artık hayatımı yaşayacağım" diyen söylemleri. Nedir  ölümün ardından bile zil takıp oynatacak kadar , dişinizi sıkarak, sizi yanında katlanmak zorunda bırakan şey.

Ben söyleyeyim .Çoğunun nedeni konfor alanından ayrılma korkusu . Mutsuz dahi olsa, elindekilerden olma korkusu. Giderse ortada kalırım korkusu. Halbuki rızkın sahibini unutuyorlar. 

Kalbi, uhrevi aşkla kavrulanın gözü de kara olur bilir misiniz .Eyvallah etmez dünya menfaatlerine.

Kalbimdeki aşk denizinden ,zerrei misgal akıttıysam dünyevi bir bedenliye , kalbinin rahmani olmadığını gördüğüm an her şeyi yıkarım keser atarım. Yanar mıyım , yanarım orası başka...O da benim meselem ,benim bedelim kime ne. Allah ile benim aramda. Kaynağın sahibi  O.

Kaynağın iki tarafı harlıysa  ve bir tarafı beni yakmışsa eğer ,bilirim ki şifa da O'nda.

Hayata, çooook yıkıp söküp sıfırdan başladım. Ona da mangal gibi  yürek lazım kimse kusura bakmasın. Her daim söylerim özgürlük bedel ödetir . Dönüp ardıma baktığımda hiç pişman olmadım  ve  hep kalben alacaklı kaldım. Varsın onlar da helal olsun kimde ne zerrem kaldıysa.

Ama , boynumdaki urgan her daim O'nda, başka kimsede olmadı çok şükür. Bu özgürlüğü hissetmek nasıl bir güç bir bilseniz.

İnsan ,bedeninin içinde olduğu ama ruhunun ait olmadığı bir evlilikte,  küçücük saksıya ekilmiş bir çiçek gibi olur. O dar saksıda ne kökü uzar, ne boyu, ne de çiçeği serpilir. O daracık saksıda büyüyen çiçek, ya, sınırlı büyüdüğü halini  kabul eder ya da ölür gün be gün kuruyarak.

Tevekkül müdür ,imtihanı kabul etmek midir. Yoksa, sonunda belki daha huzurlu ,belki de daha zorlu ama ruhu özgür  bir hayata adım atılabilecek yoldaki zorluklara göğüs gerememek midir bu kabullenişin adı. Bunun cevapları herkesin kendi yüreğinde.

Beni  bir başka  kalpte ancak ve ancak  duyduğum aşk, diğer kalbin de o aşka olan naif duruşu , saygısı, hassasiyeti  tutar. O aşk karşılıklı yakarsa tadına doyum olmaz. İşte o zaman kalbi durduramazsınız, titrer durur sadrında insanın. İnşirah bile kifayet etmez sükuta ermesine.

Tekamül yolumuzda eşler, birbiri için birer imtihan vesilesi diyor ya Rabbim. Katlanmak mıdır bu imtihan yolunda ruha eziyet ederek, özgür kalmak ve ya özgür bırakmak mıdır düşman olmadan.

Bir de çocuklar var ise o evlilik içinde... Katlanmak mıdır  çocuklar için doğru olan o hayata. Yoksa ,dostane yaşamak mıdır herkesin kendini bulma yolundaki arayışında. Bir birine zarar vermeden, çocukların tekamül yolunu da  kolaylaştırarak , travmalar oluşturmadan...

Geçen yazımda bahsettiğim İlmi Leddun yolculuğumda, bir yandan  sayılar merceğini kendi geçmiş hayatıma, doğru veya yanlış kararlarıma tutarken ,bir yandan da yaptığım analizlerde ilişkileri ele aldığımda şunu gördüm ki, tekamül yolculuğumuzun kolay olmasını istiyorsak ,iş hayatımız da dahil , doğum tarihimizi oluşturan sayılarımızı topladığımızda ,ortaya çıkan toplam içindeki ruh sayımıza göre, bütün seçimlerimizi yapmak zorundayız. Huzurlu olmak için , yolumuzu kolaylaştırmak için ruhumuzu besleyen , destekleyen, tamamlayan bir eş, sevgili, can yoldaşı, ruh yoldaşı seçmek zorundayız.

Bazen de öyle bir ruh sayılarını bir araya getirir ki Rabbim ,öyle bir aşk koyar ki aralarına ,irade beyhude olur. Birisini, o acının ateşiyle kendine daha çok yaklaştırır ,o aşk acısı ile  huzuru  buldurur iken; o yanan kalpte , Rabbin varlığını göremeyen diğerini de ızdırap içinde bırakır. Hikmeti bilemeyiz çünkü o hikmet gaybdadır.

Ruhumuzu tatmin eden bir iş de  seçmeliyiz ki kendimizi daha kolay gerçekleştirebilelim.

Yoksa bu hayatta vazgeçişlerimiz, kavgalarımız, mutsuzluklarımız bitmeeeez de bitmez.

Ruhumuz ne ise  bedenimizde odur. Ruhumuzu parlatmalıyız ki bedenimiz de parlasın bu hayatta. Emaneti teslim vakti geldiğinde de, ruhumuzu karanlık değil  pas parlak teslim edebilelim.

Velhasıl kelam dostlar...Asırlar boyu bütün insanlıktan gizlenen ,sadece ilimde derinleşen ilim sahiplerinin  haiz olduğu ,kainatın düzenini, sistemini, bu sistem içinde nerede, nasıl davranmamızın yolunu bize gösteren , Yaratıcının insanlığa verdiği İlmi Leddun (Allah katından gelen ilim) , bir gayb ilmi değil , içindeki gaybı sadece Yaratıcının bildiği , bu yolda kendisinin bilinmek istediği ,tekamül yolumuzu aydınlatan bir meşaledir.

Bu meşaleyi yolumuzda nasıl  kullanacağımızı bilmek ilk adım iken ,asıl mesele, sayıların bize yüklediği ruhsal manaların tezahür edebilmesi için iradeyi ortaya koymaktır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum